ilkokul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilkokul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

720

İlkokuldayken bir cenaze evine ziyarete gitmiştik. Aslında amca öldüğü için değil de sanki ziyarete gidiyormuşuz gibi şartlanmışım. Halbuki biliyordum da cenaze evin gittiğimiz. Orda bir amca vardı, dedemsi böyle, bana bakıp gülüyordu, onu ziyarete geldik de o yüzden bana gülüyor sanmıştım. Sonra evden ayrılırken fark ettim ki cenaze evine geldiğim adamı niye göreyim, sıradan bir adamdı o. Bana da çok tatlı olduğum için gülüyordu belki de.

479

Hani resim dersinde kırtasiyeden aldığımız kalıba alçıyı döküp kuruduktan sonra boyardık. Bir keresinde çok uğraşmıştım, hava kabarcığı kalmasın, kaymak gibi olsun diye kenarına pıt pıt pıt vurmuştum kuruyana kadar. Sonra boyamayı da elimdeki en ince uçlu fırçayla yapmıştım. Sınıftaki en güzel kalıp olacağından emindim. Okula gidince baktım ki boyama yaparken kabartmaların başladığı yerleri boyamamışım. Halbuki evde çok dikkatle boyamıştım, nasıl olduğunu hala anlayamadım hatta ara sıra aklıma gelir. Neyse tenefüste hemen oraları da boyadım dikkatle. Resim dersine geldiğimizde baktım ki ikiye bölünmüş! Yere düşürüp mü kırdım yoksa kırılmış olarak mı buldum o anki şoktan tam hatırlayamıyorum eheh. İşte o an yaşadığım üzüntüyü, hayal kırıklığını nasıl anlatayım bilemiyorum. Daha sonra aynı şey ortaokulda bir arkadaşın başına daha geldiğinde benim başıma gelmiş gibi içim gitmişti, yaşamayan bilemez tabi.

467

İlkokuldayken bizi gösteri gibi bir şeye götürüyorlardı. Okula yakın olduğu için de yürüyerek gidiyorduk. Örtmenler önden giderken yanımızda da okulun hademesi bize göz kulak oluyordu. Tam olarak ne oldu bilmiyorum ama hademeye küçümsercesine köpek dedim. Kısık sesle dedim ama yanımdaki duydu hemen ispiyonladı. Adam sinirlendi, üstüme yürüdü hatta.
Geçen gün hatırladım da bu olayı, çok pis koydu be. Ne gerek vardı ki benim ona öyle dememe. Adamı zaten başımıza dikmişler istemeye istemeye geliyor peşimizden. Çocukluğuma vermenin de bir manası yok çünkü içimde engelleyemediğim bir “insanları küçümseme” güdüsü var, çok rahatsız ediyor beni. Öyle ki ne zaman birini küçümsesem hemen kendime kızıp burnuma gazeteyle vuruyorum.