|
lise etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lise etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
736
Bir ay önceydi sanırım, eski bir fotoğrafımı ararken şifrelenmiş bir rar dosyası buldum. Adından şifresini de çıkaramadım ama yine de 3. denemede buldum. Meğer tee lisedeki sevgilimle ilgili şeylerin olduğu dosyaymış. Ben onları sildim zannediyordum, hatta bunların olduğu cd’yi de atmıştım ama bu rar alakasız bir dosyada olduğu için görememişim. Şuan o kadar olmasam da o zamanlar feci arşivci bir insandım ben. Tutmuş telefonda yer kalmadı, silmeye de kıyamıyorum diye 6 sayfa boyunca en sevdiğim mesajlarını noktasına virgülüne, saatine dakikasına kadar elle yazmış saklamışım lan! Arşivciliği geçtim resmen işim yokmuş oturmuş bakarak yazmışım. Tabi bir de o zamanlar direk bilgisayara senkronize edemiyorduk eheh…
Neyse açtım fotoğraflara baktım, sonra yazıları okumaya başladım. Bir insan eskiden yazdığı yazıyı okuyorsa kendinden tiksinmeyi göze almış olmalı. Ha mesela blogun ilk başlarındakileri okusam -ki iki sene önce okumuştum çok da eğlenmiştim mesela- o kadar olmaz ama 6-7 yıl önceki ergen liseli zamanlarımda yazdıklarımı okurken kendimi tanıyamıyorum. Hele bir de birkaç msn yazışmasını kaydetmişim oradakiler daha fena. Hiç değilse “yha” tadında şeyler yazmıyormuşum, o zamanlar da saçma gelirdi. Hem sonradan düzeltmişim adam gibi yazar olmuşum. Bir de arada yıllar sonra bunları okuyan kendime selam çakmışım, çok şaşırttım kendimi. Bu yazıları okumak iyi de oldu sanki, unuttuğum bakış açılarını, bastırdığım düşünceleri hatırlamak çok değişikmiş. Hatta onları unuttuğum için aynı hataları tekrarladığımı okurken fark ettim. Yalnız ayrıldıktan sonra neden ayrıldığımızı bile yanlış hatırlıyormuşum, o zamanların olduğu yerde o derece büyük bir boşluk varmış beynimde. Unutmak istediğim zamanları unutabilmek güzel ama arada işe yarayacak olanlar da kaynamış. Dosyayı bulduğumdan beri ara sıra açıp okuyorum, bittiğinde de shift+delete yapıp silicem zira ayrılalı 4 yıl oldu sanırım, artık daha niye saklıyım ki hem yıllar sonra aynı yazıları tekrardan okumam, okusam da şimdiki gibi zevkli olmaz. Kullanabileceğim ya da odama koyabileceğim hediye falan da almamıştı hiç, hepsi küçük özel hediyelerdi, yok etmesi en kolay olanların da onlar olması ironik sanki… Sonra, bugün sabah dolmuşa bindiğimde parayı oturan birine uzatıp “bir kişi” dedim. Dönüp “bir kişi mi?” diye sorarken yüzünü iki saniye ancak görebilmişimdir. Refleks olarak evet dedim ama “oha O mu lan yoksa” diye dondum kaldım, karşılaşmayı pek istemiyorum açıkcası. Ama o olamazdı çünkü oradaki evlerinden taşınalı çok olmuştu, çok kilo vermişti, çok daha genç gözüküyordu, üstelik en son yolda karşılaştığımda hiç de böyle değildi. Dolmuş kalabalık olduğundan arkasında kalmıştım, ineceğim yer de yakın olduğundan o arada yüzünü görecek fırsatı bulamadım. Konuşmak bir an aklıma geldi, sonra benimle nasıl ilişiğini kestiğini hatırlayıp o seçeneği sildim. Dolmuştan indiğimde de yüzünü görmeye çalıştım, göremedim. “Meh iyi karşıya geçeyim bari” derken bu sefer de burnuma hep kullandığı parfümünün kokusu geldi. Laaan nooluyor laan diye etrafa baktım, meğersem arkamdaki kadından geliyormuş ama parfümünün aynısı lan. Bu kadar tesadüf de çok garipti be. Hayır, unutamadım da bilinçaltıma girmiş de bunlar olmamış da hepsi hayalmiş diyicem ancak öyle de bir şey yok be, hatta bu güne kadar yazıları bulduğumu da unutmuştum. Sonra kendime geldim, meeeh neyse diyip karşıya geçerken “iyi bari yazıları bulmamla ilgili yazı yazacaktım yanında bunu da yazarım” diye düşündüm…
2
Yorum
|
Cuma, Haziran 10
711Bugün lisemin önünden geçtim yürüyerek, yıllardır yolum düşmemişti o tarafa. Birden anılara boğuldum, çok etkiledim be. Halbuki öyle eski yerlerin anılarına böyle takılmazdım eskiden.
3
Yorum
|
Çarşamba, Nisan 6
495
Giden kutusunda 2006’dan kalan bir mail buldum. Adeta gözüm seğirerek okudum. Sonra 05’den beri sakladığım şeylere de aynı şekilde baktım okudum. Arşivci kişilik yüzünden atamıyorum da ha.
0
Yorum
|
Salı, Mart 16
463
Kargo sırasında beklerken önümdeki teyze “sen şöyle geç oğlum” dedi. Yıllar sonra, annemden başka “oğlum” diye hitap eden biriyle karşılaşınca afalladım ama dediğini de sorgulamadan yaptım. Şoku atlatınca en son bana böyle lisede hitap edildiğini hatırladım. Kesin lise öğretmeniydi o teyze, başka bir mesleği olamaz. Ama niye bana da liseli gibi hitap ettin? Lise çağında mı gösteriyorum ki hı? Niye duygularımla oynadınız örtmenim, ühüh…
0
Yorum
|
Perşembe, Şubat 11
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
|