|
yalnızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yalnızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
801
Yalnızım. Çocukluğumdan beri gerek kendi tercihlerim gerek hayatın ilerleyişiyle genelde yalnızdım. 2. sınıftayken kendi gölgemle konuştuğumu hatırlıyorum. Halbuki lojmanda bir sürü arkadaşım vardı. Oynayacak kimse olmadığında tırmanıp meyvelerini yiyebildiğim küçük bir ormanım vardı. Diğer çocuklarla takılmaktansa ağaçların üstünde olmayı daha çok seviyordum belki de.
Ancak dışarıdayken yalnız başıma bir şeyler yapmayı hiç sevmiyorum. Mesela yarın atlayıp arabaya tuz gölüne gitmek istiyorum. Bir keresinde yapmıştım bunu, çok sıkılmıştım. Gel gidelim dediğimde benimle gelecek arkadaşım yok ve bu çok yalnız hissettiriyor. Çok arkadaşlı, en azından yakın bir arkadaş grubu olan biri değilim. Bir zamanlar öyleydim ancak hayat ilerledikçe böyle şeyler değişiyor. Yakın arkadaşım diyebileceğim bir veya iki kişi vardır hatta. İnsanlarla zor anlaşan biri değilim ama çevremdeki her insanı da birlikte takılacak kadar sevemiyorum. Hatta takılmayı bırak sosyal medyada bile insanların saçma sapan davranışlarını görüp sinirlenmemek için çevremi dar tutuyorum. Sanırım hayatım boyunca böyle yalnız olduğum için sevdiğim kızı gerçekten seviyorsam ciddi bağlanıyorum, özlediğimde gerçekten özlüyorum, ayrıldığımızda gerçekten yalnız hissediyorum. Ancak ayrılıkların üstesinden gelme hızımla da hep kendimi şaşırtıyorum. Eminim bilseler onlar da şaşırırlardı zira hep "çok kötü olacağından korkuyorum" muhabbeti çevirdiler. Bunun üstüne düşünmüştüm önceden, sanırım yalnızlığa cidden alışık olduğum için, beni bırakanlar hep onlar olduğu için kısa sürede "diğer insanlar"a dönüşüyorlar ya da bana kısa geliyor bilmiyorum. Yarın gerçekten bir yerlere gitmek istiyorum. İçinde film olan makinemi ofiste bıraktım, bu birinci mazeretim. Birlikte gidip gördüklerimi gösterecek, aklıma gelenleri paylaşacağım bir arkadaşım yok, bu da ikinci mazeretim. Son sevgilimden ayrılalı ne kadar olduğunu hatırlayamıyorum, bir veya iki yıl sanırım. Ondan sonra biri daha vardı ama ondan yazılarımda hiç bahsetmedim, ciddi bir ilişki değildi, zaten çok da sürmedi. Ofistekiler soruyor "kız arkadaşın yok mu, gel sana bi kız bulalım" diye. Gel sana kız bulalım nedir yahu, direk karşı cinsi aşağılayıcı bir ifade gibi geliyor bana hep. Sevgilim olmaması değil, sevebileceğim birini bulamadığım için yalnız hissettiğim zamanlar çok oldu ama artık yalnız hissettirmiyor pek. Belki öncekilerin açtığı yaralar yüzünden belki de cidden önemli yönlerimin uyuşacağı birini bulmamın zor olduğu gerçeğine alıştığım içindir. "I'm just fine" demek istiyorum bu konuda. Yani hayatımın geneline bakacak olursak yalnız olduğum zamanlar olmadıklarımdan çok daha fazladır ve bu yüzden yalnızlığa alışığım. Çok şükür aile tarafında böyle bir yalnızlığım olmadığı için mutluyum. O değil de yarın yine evde oturcam, resmen forever alone'um ya.
3
Yorum
|
Pazar, Mart 29
779
Ne biliyor musun? İçimde her şey yerli yerindeyken küçücük
bir şeyin, bir duygunun, bir insanın başka duyguları, anıları tetiklemesini
sevmiyorum.
Aylardır uykudaymışım ve şimdi uyanmışım gibi veya
anestezinin etkisinin birden geçmesi gibi yeniden hissetmeme yol açmasını
sevmiyorum.
Sonra tüm bunlar olurken bir otel odasında yalnız başıma
otururken göğsümün tam ortasında patlamış ama basıncı dışarıya çıkamayan
bombanın etkilerini gidermek için ne yapacağımı şaşırır durumda buluyorum
kendimi, kesinlikle bunu da sevmiyorum.
"Yalnız" olmayı sevdiğime inandırıyorum kendimi
çoğu zaman, belki küçük yaştan beri genelde yalnız hissettiğimden kolay oluyor
ama kendimi sürekli bir şeylere inandırmayı da sevmiyorum.
Tüm bunların çözümünün aslında şaşılacak kadar kolay
olmasına rağmen o kadar da uzak ve belirsiz olması.
Ya da ben her şeyi bambaşka yorumluyorum…
2
Yorum
|
Salı, Ağustos 14
761
Her şeyi anlatabileceğim, dertleşebileceğim arkadaşlarım var
ancak yine de bazen o kadar yalnız hissediyorum ki. Bazen hiç hissetmiyorum
bile çünkü dinlediğim şarkılara alışmış, beni derinden etkileyen bir filmi izleyeli
uzun zaman geçmiş, kimseyle tartışmamış, kendi halimde yaşıyor oluyorum.
Ancak öyle bir an geliyor ki hangi arkadaşıma o şarkıyı dinletsem,
o filmi izletsem, o adamla nasıl tartıştığımızı anlatsam hiçbirinden o beklediğim
paylaşmaktan tatmin olma hissini, o küçücük garip mutluluğu alamıyorum. Küçücük
olmasına rağmen o kadar güçlü ki ağzıma sıçarcasına yalnızlığımı büyütüp yüzüme
vuruyor.
5
Yorum
|
Pazar, Temmuz 31
747
Bizimkiler yine torun sevmeye gittiler, bir hafta boyunca evde yalnız kalıcam, tekrar. Giderken de sanki kış uykusuna yatacakmışım gibi dolabı ağzına kadar yemekle doldurup gittiler. Böyle ev boş olduğunda küçüklükten kalma yaramazlık yapma dürtülerim harekete geçiyor. Ben daha 10 yaşındayken annem de babam da emekli olduğundan evi boş bulmak benim için büyük olaydı. Tabi şimdi büyüdük öyle yapacak özel bir şey de kalmadı ki ağız tadıyla keyfini çıkarayım. Yine de işten gelir gelmez bodrumdan bisikleti çıkardım tamir etmek için eve attım, 3-5 gün onunla uğraşırım artık.
Bu sefer işim var o kafamı dağıtır yalnızlık hissetmem diyordum ama daha eve gelir gelmez elektrikler kesildi. Oturdum yatağa bekledim öyle. Eğer tek başıma eve çıkacak olursam eşyaların yanında kedi de alıcam hemen. Gerçi tek başıma çıkmasam da alırım ki. Yalnızlık çok kötü mü desem korkunç mu desem rerö mü desem bilemedim.
0
Yorum
|
Pazartesi, Temmuz 4
724
Ne zaman olursa olsun hastalanınca kendimi çok yalnız korkunç şekilde yalnız hissediyorum.
4
Yorum
|
Salı, Mayıs 10
707Kendimden kaçmaya çalıştım, kendimi bulup döndüm. Bulduğum da hiç hoşuma gitmedi… Son zamanlarda kendimi çok rahatsız hissediyordum. Belli nedenlerin dışında anlamadığım hisler düşünceler de batmaya başlamıştı. Hiç huzurlu değildim, uyumak istemiyordum, sırf uykuya dalarken beynimin çalışıp da düşünmesine fırsat vermemek için kendimi geç saatlere kadar oyalayıp yine de isteksizce yatıyordum. Sabahları da beynimi boş bırakmamak için oyunlara verdim kendimi. Zaten 2-3 hafta önce aman kendime geleyim de öyle başlarım diye bıraktığım derslere de çalışırken düşüncelere dalıyorum diye başlayamaya korktum. Artık oynayacak oyun da kalmayınca ve çalışmam gerektiği halde çalışamayınca düşünmemek için beynimi aldırma kıvamına geldim. Normalde düşünmek istemediğim konuları rahatça bastırıp unutabiliyorum ama bu sefer sanki düşünceler fiziksel olarak saldırıyormuş gibiydi, bastıramadım bir türlü. İşte bu tam sırada ihtiyacım olduğunda gelip halimi sormayan adamın sanki hiçbir şey olmamış gibi “abi doğum günümde İstanbul’a gidelim mi?” sorusuyla iyice yerimde duramaz hale geldim. Bulunduğum yerden ayrılıp tüm bu huzursuzluklardan kaçmak istedim. O an kaçmak için ilk aklıma gelen yer ablamın yanı oldu, hemen aradım geliyorum dedim koşarcasına gittim. İlk gün yeğenle oynadım, ortam değişikliğinin ferahlığının tadını çıkardım. İkinci gün ablamlar mesaiye gittiğinde evde tek başıma kaldım, hadi artık ders çalışayım dedim. Bilgisayarımı bile almamıştım orada kendimi her şeyden tecrit edeyim kafamı toparlayıp ders çalışayım diye. Lan olm sen değil miydin düşünmemek için kendini oyalayıp duran? Ben kitaptaki yazıları okuyorum ama kafam uçtu gitti, kendime geldiğimde evimde bile olmadığım kadar kötü haldeydim. En kötüsü evimdeyken annemle babamın evde olduğunu bilmenin verdiği rahatlık burada yoktu. O an adeta uyuşturucu arar gibi evdeki tek kafamı dağıtabilecek şey televizyona koştum. Sonraki birkaç gün başından kalkamadım, sürekli nasıl evden kaçacak kadar kötüye gidebildim diyip durdum. Bloga bir şeyler yazayım, okuyayım dedim ama ablamın laptopından bloggera erişemedim, admin yetkileri olmadığından da düzeltemedim, o da öyle içimde patladı. Ablamlar evdeyken sanki hiç böyle depresif bir insan değilmişim gibi mutluydum ama sabah kocaman eve yapayalnız uyanıp kendime gelince tekrar eski halime dönüyordum. Sonra bir gece yatakta yarı uyanıkken eah yeter lan diyip saldım beyne düşünceleri beni rahatsız eden ne varsa düşündüm. O kadar kısa sürmüştü ki şaşırdım. O an anladım aslında kaçtıklarım kendime itiraf etmek istemediğim, bastırdığım parça parça düşüncelermiş, Düşünüp de kötü olduğum zamanlarda sadece onları birleştiriyormuşum. Onlardan başka çok şey düşündüm, çok üzdüler ama o an çok da rahatladım. Sürekli kafamın içinde taşıdığım, istemsizce oluşan düşüncelerden kaçmanın aptalca olduğunu geç de olsa anladım. Yine de düşünceler hala rahatsız ediyor ama kontrolsüzce kaçmaktansa sakince düşünmemeyi başarabiliyorum. Onu da yapamayınca üstüne gidip inadına düşünüyorum. Sonraki günlerde o yalnızlıkta kendimle ilgili aklıma ne gelirse düşündüm, baya üzüldüm ama fark ettiklerime rağmen bir sonuca varmadım. Bu kadar yol kat etmeme rağmen hala huzursuzdum, bu sefer de hiçbir olumsuzluk olmasa da oradan kaçıp evime gelmek istedim. Keşke otobüs biletini daha erkene alsaydım diye düşünüp durdum. Apartmanın önüne vardığımda geri dönüp başka yerlere kaçmak istedim, o an anladım neden böyle hissettiğimi. Yalnız beni en çok üzen şey 1 hafta boyunca ne internette gözüktüm ne telefonda haberleştim, herkesle irtibatı kesip birden kaybolmama rağmen bunu Kutay’dan başka hiç kimsenin fark edip hatırlamamasıydı. Tamam, yalnızlığı hiç özlememiştim ama bu kadarını da beklemiyordum...
1 Yorum
|
Cumartesi, Nisan 2
664
Artık film izlerken yalnız hissetmiyorum, çünkü birlikte izleyeceğimiz filmleri seçmek için izliyorum. Her ne kadar yakın zamanda izleyemeyecek olsak da…
0
Yorum
|
Pazartesi, Kasım 8
640
Ailemle otururken kedi alamadığım için kendi evime çıkar çıkmaz alırım ki diyordum. Ancak kendi evime de evlenmeden çıkma gibi bir ihtimalim de çok az. Yeni evliyken de kıskanırım ben o kediyi lan! Kedi severken insan sever gibi sevilmiyor, daha coşkulu daha heyecanlı sevildiğinden insan da öyle sevilmek istiyor be. Feci kıskanırım ben. Hemen almam o yüzden. O arada hamster falan alırım.
Ayrıca kedi alırsam da biri dişi biri erkek 2 tane almayı düşünüyorum. Düşünsene, tüm yaşam alanında senden başka bir tane daha yok, istediğin gibi at koşturmana rağmen yalnızsın. Hatta eve yavruyken gelmişsen yalnız olmamanın ne demek olduğunu bile bilmiyorsun, çok kötü be.
0
Yorum
|
Perşembe, Ağustos 19
617
Şu an, o kadar duygusal, yalnız, sevgi dolu ve karamsarım ki az önce yazdığım yazı bunları ikiye katladı.
2
Yorum
|
Salı, Temmuz 13
616
Evde yalnızım. Annemle babam torun görmeye gittiler. Şimdi onların yaptığı tüm rutin işleri ben yapıyorum. Yemeğimi ben yapıyorum, çöpü ben dışarı koyuyorum, perdeleri ben çekiyorum ayrıca yalnız olduğum anlaşılmasın diye her zaman yanan oturma odasının ışığını da yakıyorum… Bu kadar uzun süre yalnız kalmadığımdan baya değişik geliyor. Özellikle arada içeri gidip oturma odasının kapısında durup bizimkilere baktıktan sonra geri dönmek ne büyük bir şeymiş benim için onu anladım.
Bu arada değer monitörü kullanan olmadığından hep yapmak istediğim çift monitör olayını yaptım. Masamda biri 20” diğeri 22” iki monitör var ki zor sığdırdım. Birisinde msn varken diğerinde firefox olması hep istediğim bir şeydi.
2
Yorum
|
Perşembe, Temmuz 8
583
Gece dışarıda saklambaç oynayan çocukları duyduğumda üstüme yalnız çöküyor, balkonu özlüyorum. Küçükken bir gün dışarı çıkmama izin vermediler, balkondan saklambaç oynayan arkadaşlarımı izledim de psikolojime yer etti desem gece 10’da gelirdik eve be, hatırlamıyorum öyle bir şey yaşadığımı. Zaten balkonumuz da çocukların oynadığı tarafa bakmıyor, yalnız hissettiğimle kalıyorum…
2
Yorum
|
Cuma, Haziran 4
168
Film izlemek istiyorum. Ama yalnız değil, yanımda birisi olsun, sevdiğim birisi.
Eski filmleri izleyelim. Duygusal sahnelerde ağlayalım. Evet gözlerim doluyor, yanımda birisi olsa koyverir ağlarım da. Çok duygusal oldum artık. Tek başıma film izlemeyi sevmiyorum. Yanımda birisi olsun, sadece arkadaşım olsun! Yarılalım da ağlayalım da!
4
Yorum
|
Perşembe, Ekim 16
152
Evet, çıktım dışarı tasasızca kızılay’a inince bir kaç kişiye mesaj attım buluşalım diye, bir tanesi geri döndü mesajıma, o da şehir dışındaymış.
Mal gibi kızılay’da aynı yerleri yürüyüp durdum. Mp3 player’ın düğmesi temassızlık yapmasıyla kulaklığın kopması ve kopan yeri bulamamam da üst üste geldi. Fark ettim ki müzik olmadan yürümek bir şeye benzemiyor benim için. Adımlarımı metronoma göre ayarlarım hep. Müzik olmayınca hep uyuz olduğum o “yavaş yürüyenler” gibi yürüdüm, milletin önünü kestim istemeden. Makarayı tab ettirecektim, fotoğrafçı kapalıydı. İstemeye istemeye geri döndüm eve yattım batılsıtar galaktika izledim. Amaçsızlık getirdi beni bu hallere. Kurs bitti, ders çalışmamı gerektirecek bir şey yok. Oturmuş sınav sonucunu bekliyorum. Ne iğrenç bir şeymiş be…
2
Yorum
|
Pazar, Ekim 5
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
|