311

Yarım kase pudingi bir seferde ağza atmak kadar haz veren hiçbir şey yok…

310

Müziği algılama şeklim çoğu insandan farklı lan.

309

Uzak ilişkiler kötü lan. Sevgilin uzağa gider ya da uzaktadır bir kıskançlık, bir özlem komasına girersin, arkadaşın uzaktadır yanında olayım teselli edeyim, gezelim tozalım falan istersin yanına gidecek paran olmaz gitsen kalacak yerin olmaz bik bik bik…

Uzak hep kötüdür, ta ki sen uzaklaşmak isteyene kadar.

308

Sevgili Akbank, sitenin ne Opera’ya ne de firefox’a uyumlu olmaması nedeniyle beni İnternet Explorer kullanmak zorunda bıraktığın için tamamen gözümden düştün bilesin.

307

“Emilim” kadar evrimleşmiş başka bir küfürle daha karşılaşmadım…

306

Ahır kokusunu çok severim.

305

Şarkıların seni ele geçirmesine izin verme. Yoksa onlardan zevk alamazsın, sadece acı verirler.

304

Çok çifte standartçı insanım bazen. Sopayla dövün beni.

303

Üşengeçliğim mükemmeliyetçiliğimi bastırmak için var.

302

Lazer silahları neden bik bik diye atar anlamam. Tamam, tabanca tüfeği anlarım, güç yüklemesi falan yapar ama arhadaş koskoca gemiler neden ısrarla bik bik yapıyor? Sürekli açık bıraksana şu aleti olum. Açık kalsın salla namluyu jilet gibi doğra milleti, nedir ki? Ayrıca neden o kadar yavaş gidiyor ışınlar ve neden tepiyor?

301

Metallica’yı albüm albüm dinlerim. Şarkıları telefonuma tek tek atarsam bir özellikleri kalmazmış gibi geliyor. Mesela Call of Kthulu’yu mu dinliycem, Ride’ın başından başlıyorum dinlemeye.

300

Evek, 300.
En önemlisi teee 100’lerden beri diyip durduğum siteyi 3 kolon yapma işini hallettim nihayet. Sevmiyorum öyle metrelerce aşağıya uzayan sayfaları, güzel böyle, dimi?

Sora, izlediklerimi blog roll ile sayfaya eklemiştim, onu kaldırdım şimdilik. Ençok okuduklarımı liste şeklinde koyacam. Gerçi izlediğim herkesin yazılarını yazar yazmaz 5 dk içinde okuyorum ehe…

Nihayet istediğim gibi bir player buldum. Bulmasına buldum da dinliyonuz mu len? Bak zaten kotalıları düşünerek boyutunu düşürüyorum ha, tırsmayın o yüzden.

Bir de çetbaks koydum ki yorum yazamaya üşenen olur, bana bir şey diyecek olur, geyik yapan olur. Hiç de umduğum gibi olmadı ama yinede ben sıkılana kadar kalacak o orda.

Guburuk
burayı etkiler mi diye düşünüyordum başlarda, hiç de öyle olmadı zira konularını zorlamayla bulduğum(uz)dan buradaki yazılarımınkiyle alakasız şeyler oluyor, etkilemiyor o yüzden.

O değil bu izleyiciler şeysini blogger hayvan gibi uzatmış aşağıya, sinir oldum lan.

Ancak en güzeli eski yazılarımı özledim derken birden eskiden yazabildiğim gibi yazabilmek…

299

WinRar’a crack bulmak kadar üşendiğim hiçbir şey olmadı. Düşünmeden çift tıklayıp açtıysam uyarı çıkmadan içindekini hemen dışarı çekip kapamaya çalışmak.

298

Boncuklu tabancayı özledim lan. Kalitelisinden bulursam alırım ki…

297

Yazıyı nasıl yazayım diye düşünürken hayvan gibi tamlamalar kurup yazmaktan vazgeçiyorum. “İzmir caddesindeki köprünün altındaki dükkanın vitrini” ne lan, yuh.

296

“O değil de” kadar fonksiyonel kelime yok lan. Tek fonksiyonu var ama olsun. Yazıya girerken falan kullanmak güzel, galoş gibi.

295

Pentaprizmadaki tozları temizleme sevdasına statik elektriğe sardım bebek. Kalemi kafama sürteyim öyle çekeyim tozları derken küçüğünden Van de graaf jeneratörü yapmaya karar verdim. Bu da aklıma gelmeseydi sinirden elektrik süpürgesini dayayıp ayna, sensör, prizma ne varsa çekecektim.

294

Saatlerce yazıp yine de yazmadığın şeyler olduğunu fark etmek kadar pis bir şey yok lan!

293

Hani küçükken kola kutusunun yan tarafına basınca ayağın kenarlarına tutunurdu kutu, yürürken metalik ses çıkardı “robokopum ben! dufzzzt dufzzzt...” diye gezerdik ya. İşte o kola kutusu ayağıma küçük gelmeye başlayıp da bunu yapamadığımı fark edince büyüdüğümü fark etmiştim, çok üzülmüştüm lan. Çok seviyorum onu yapmayı be…

292

Yorulmayı özlemişim. Özellikle konserden eve geldiğimde farkına vardığım yorgunluğu…

291

Dinlediğim şarkıların sözlerine dikkat etmediğimden anlamam da. Baya bir süre sonra aniden cümleler cuk diye anlaşılır oluyor. İşte o zaman bende o şarkının değeri değişiyor…

Bir de “olm ne diyo ki lan burada” diye sözlerine internetten baktığım şarkılardan hiçbir zaman eskisi gibi zevk alamıyorum. Çok acı bir durum lan…

290

Uçaktan indim, valizi falan aldım otobüsü bekliyorum. Kapıdan çıkarken önümde iki kız vardı, birinin sevgilisi haber vermeden karşılamaya gelmiş. Benim arkamdan durağa geldiler, onlar da bekliyor.

Bir kaç dakika sonra bunlara tekrar baktım, sevgililer yumulmuşlar birbirlerine diğer kız da zavallım etrafa hımnıskmınskmmırmır edasıyla bakıyor bayık gözlerle. Olum yapılır mı lan?! Ne kadar özlemiş olursan ol insan yanındakini de düşünür, bu kız biz yiyişirken kimle konuşacak, napacak der. Bu kadar da açlık, görgüsüzlük olmaz lan!

289

Fark ettim de, bir sefer bile olsa çay demleyeyim de içeyim demedim. Çay içen biri değilim zaten…

288

50mm lens aldıktan sonra param olur olmaz hemen bulabildiğim en iyi walkmani alıp karışık kaset doldurucam! Yanımda bir sürü kasetle dolaşıp evde de hızlı kaset değiştirme alıştırmaları yapıcam. Geri sarmak için özel kalemim de olacak, hey yavrum hey…

Böyle birden bire neremden çıktı bilmiyorum, galiba çocukluğum aklıma geldi. Gerçi çocukken pek alakam da yoktu walkmanle, şuan götümden kurdum bu hayalleri, mutluyum.

287

Kaydırakta arkadan gelen çarpmasın diye hızlıca kalkmanın bünyede bıraktığı stresi, heyecanı özledim.