718

Kurduktan sonra masaüstüne simgesini kendisi koymayan program ne kadar iyi, ne kadar güzel olursa olsun benim nazarımda “ibnelerin yazdığı programlar” kategorisine 10 adım birden yaklaşıyor.
Programın güzel olmasa bile installerın güzel olacak!

717


“Hafta sonları çok sıkıcı, her yer kapalı oluyor” diyecek kadar işsizim güçsüzüm, çok korkunç.

716

Catafalque’ı çok özlemişim beh. Hep Adana’ya gittiğimde yolda yürürken dinlediğimden her dinleyişimde o nemli havayı, o hiçbir şey yapmadan etrafı gezmenin özgürlüğünü hatırlıyorum. Aslında Adana’yı da özledim lan…

715


Cpu fanının soketini geri takmayı unut, sonra neden 100 dereceye çıkıyor, neden çat diye kapanıyor de.

714

Küçükbaşlara davar denmesini kaldıramıyorum. Davar diyince aklıma daha heybetli bir şey geliyor, büyükbaşlara desinler lan!

713


Freeman’s Mind’ı izledikten sonra artık oyun oynarken kendi halinde takılan karakterlere bakıp dışımdan “ ‘sup fool gimme your money” diyorum, işte o an öyle mutlu oluyorum öyle eğleniyorum ki, o derece öyle yani…

712

711


Bugün lisemin önünden geçtim yürüyerek, yıllardır yolum düşmemişti o tarafa. Birden anılara boğuldum, çok etkiledim be. Halbuki öyle eski yerlerin anılarına böyle takılmazdım eskiden.

710


Bu inekler niye bu kadar tatlı lan?

709


Harun’un Zenit’i bozulduğunda ver belki tamir edebilirim diye almıştım ama elimde kalmıştı. O makineden kalan pentaprizmayı yeni aldığım Zenit’e taktım. Yalnız makineyi sağ salim açıp kapatabildiğim için çok mutluyum lan! Tabi buradan da yardım aldım ama çok tırsıyordum kapatamam da elimde kalır diye.

708

Antika pazarına daha önceden aldığım Zenit lenslerine fiyat almak için gittim, 25 liraya Zenit alıp döndüm. Dönmeden önce son gördüğüm Zenitin fiyatını da sorayım dedim, demez olaydım. O da 25 liraydı ve benim aldığımdan çok daha temizdi, ühüh. Benimkinin yanında o 50 lira ederdi o derece. Neyse zaten bununla 1-2 makara çekip o arada Canon alırım diye avutuyorum kendimi.

Bir de bu ay pazar feci kalabalıktı lan! Nereye gittiğimizi neye baktığımızı bilemedik.

707

Kendimden kaçmaya çalıştım, kendimi bulup döndüm. 
Bulduğum da hiç hoşuma gitmedi…

Son zamanlarda kendimi çok rahatsız hissediyordum. Belli nedenlerin dışında anlamadığım hisler düşünceler de batmaya başlamıştı. Hiç huzurlu değildim, uyumak istemiyordum, sırf uykuya dalarken beynimin çalışıp da düşünmesine fırsat vermemek için kendimi geç saatlere kadar oyalayıp yine de isteksizce yatıyordum. Sabahları da beynimi boş bırakmamak için oyunlara verdim kendimi. Zaten 2-3 hafta önce aman kendime geleyim de öyle başlarım diye bıraktığım derslere de çalışırken düşüncelere dalıyorum diye başlayamaya korktum. Artık oynayacak oyun da kalmayınca ve çalışmam gerektiği halde çalışamayınca düşünmemek için beynimi aldırma kıvamına geldim. Normalde düşünmek istemediğim konuları rahatça bastırıp unutabiliyorum ama bu sefer sanki düşünceler fiziksel olarak saldırıyormuş gibiydi, bastıramadım bir türlü. İşte bu tam sırada ihtiyacım olduğunda gelip halimi sormayan adamın sanki hiçbir şey olmamış gibi “abi doğum günümde İstanbul’a gidelim mi?” sorusuyla iyice yerimde duramaz hale geldim.

Bulunduğum yerden ayrılıp tüm bu huzursuzluklardan kaçmak istedim. O an kaçmak için ilk aklıma gelen yer ablamın yanı oldu, hemen aradım geliyorum dedim koşarcasına gittim. İlk gün yeğenle oynadım, ortam değişikliğinin ferahlığının tadını çıkardım. İkinci gün ablamlar mesaiye gittiğinde evde tek başıma kaldım, hadi artık ders çalışayım dedim. Bilgisayarımı bile almamıştım orada kendimi her şeyden tecrit edeyim kafamı toparlayıp ders çalışayım diye. Lan olm sen değil miydin düşünmemek için kendini oyalayıp duran? Ben kitaptaki yazıları okuyorum ama kafam uçtu gitti, kendime geldiğimde evimde bile olmadığım kadar kötü haldeydim. En kötüsü evimdeyken annemle babamın evde olduğunu bilmenin verdiği rahatlık burada yoktu. O an adeta uyuşturucu arar gibi evdeki tek kafamı dağıtabilecek şey televizyona koştum. Sonraki birkaç gün başından kalkamadım, sürekli nasıl evden kaçacak kadar kötüye gidebildim diyip durdum. Bloga bir şeyler yazayım, okuyayım dedim ama ablamın laptopından bloggera erişemedim, admin yetkileri olmadığından da düzeltemedim, o da öyle içimde patladı. Ablamlar evdeyken sanki hiç böyle depresif bir insan değilmişim gibi mutluydum ama sabah kocaman eve yapayalnız uyanıp kendime gelince tekrar eski halime dönüyordum.

Sonra bir gece yatakta yarı uyanıkken eah yeter lan diyip saldım beyne düşünceleri beni rahatsız eden ne varsa düşündüm. O kadar kısa sürmüştü ki şaşırdım. O an anladım aslında kaçtıklarım kendime itiraf etmek istemediğim, bastırdığım parça parça düşüncelermiş, Düşünüp de kötü olduğum zamanlarda sadece onları birleştiriyormuşum. Onlardan başka çok şey düşündüm, çok üzdüler ama o an çok da rahatladım. Sürekli kafamın içinde taşıdığım, istemsizce oluşan düşüncelerden kaçmanın aptalca olduğunu geç de olsa anladım. Yine de düşünceler hala rahatsız ediyor ama kontrolsüzce kaçmaktansa sakince düşünmemeyi başarabiliyorum. Onu da yapamayınca üstüne gidip inadına düşünüyorum. Sonraki günlerde o yalnızlıkta kendimle ilgili aklıma ne gelirse düşündüm, baya üzüldüm ama fark ettiklerime rağmen bir sonuca varmadım. Bu kadar yol kat etmeme rağmen hala huzursuzdum, bu sefer de hiçbir olumsuzluk olmasa da oradan kaçıp evime gelmek istedim. Keşke otobüs biletini daha erkene alsaydım diye düşünüp durdum. Apartmanın önüne vardığımda geri dönüp başka yerlere kaçmak istedim, o an anladım neden böyle hissettiğimi.

Yalnız beni en çok üzen şey 1 hafta boyunca ne internette gözüktüm ne telefonda haberleştim, herkesle irtibatı kesip birden kaybolmama rağmen bunu Kutay’dan başka hiç kimsenin fark edip hatırlamamasıydı.

Tamam, yalnızlığı hiç özlememiştim ama bu kadarını da beklemiyordum...

706


Hiç iyi değilim be.

705


Engellemeden sonra bloglara girebiliyorken birden kontrol paneli engellendi ama bloglara hala girebiliyordum. DNS’ime mi bir şey oldu diye kurcalayınca bloglara da giremez oldum. Sonra da yasağın yakında kalkacağını bildiğimden hiç uğraşmadım. Zaten izlediğim bloglarda 3 yazı birikmiş sadece. O değil de bu arada çok yazasım geldi ama not da almadım başka yere de yazmadım… Çok salak geçiyor günlerim.

704

703

702


Oturma odasından çıkarken annemle babamı odaya kilitlemişim. Telefonları da yanlarında değilmiş babam mail atmış oğlum kapımızı kilitlemişsin gel de aç diye. Maili de görmedim ablam aradı, telefonu annemlere vermeye gittim. Kapı nasıl olsa açılır diye hızla kapıya girdim, lan kapıyı niye kilitlemişler dedim kendime, kapıya vurdum, onlar da geri vurdu. Baktım anahtar benden taraftaymış… of çok güldüm lan! Kendi kapımı hep anahtardan tutarak itiyorum kapanınca da çeviriyorum, el alışkanlığı oldu iyice napıyım.

701

700

2 sene önce şöyle bir yazı yazmıştım. Tarayıcı aldıktan sonra aynısı kağıda yazarak yapabileceğim hiç aklıma gelmemişti. Sonradan Kontes hatırlattı tarayıcın var artık böyle yazsana yazılarını diye. Yalnız tüm yazılarımı da kağıda yazamam ki be. Aslında saman kağıda ve adam gibi bir kalemle yazmayı düşünüyordum ama şu an dışarıda yıllardır görmediğim bir kış olduğu için çıkıp kağıt kalem almaya çok üşeniyorum. Onları alana kadar elimdekilerle yazarım artık.

*Şimdi yazdım da beyaz kağıtla da güzel durdu be. Sanki biraz daha büyük yazsam daha güzel olur gibi...

699

Tron Legacy’nin müziklerini çok sevdim. Sonra Daft Punk’ın albümlerini biraz dinledim onları da severim belki diye, sevemedim.

O değil de 82 yapımı Tron’u da izledim. Adamlar ne çekmiş yaa…

698

Sırf bir şeyler yazmak istediğim için Word’ün başında böyle uzun uzun dikilmeyeli baya uzun zaman olmuştu. Mesela şey, Juno’nun soundtrackini dinleyince mutlu oluyorum. Zaten artık soundtrack dinliyorum sürekli. Birbirine uyumlu parçalar hazır seçilmiş oluyor, keyifli oluyor, tam tembel işi. Bir de şu soundtrack için Türkçe kelime bulamadığımdan böyle diyorum. Yoksa hiç sevmiyorum böyle İngilizce kelime kullanmayı. Zaten Word altlarını çiziyor sinir oluyorum. Ben önceden böyle imlaya uygun yazmıyordum, tamamen Word altını çizmesin diye öyle yazıyordum, sonradan alıştım zaten ona göre yazıyorum. Zaten yakında Word’den de kurtulup başka şekilde yazıcam az kaldı. O değil de harici hard disk almam lazım be, yedek almak şart. Bir de şey şu numaraları bazen yanlış yazıyorum ya, çok sinir oluyorum. Sonra linkte o yanlış numara kalmasın diye silip tekrar yüklüyorum. Böyle de takıntılıyım.

697

-23” monitör al
-5.1 ses sistemi al
-720p film bul

…kontrastsız laptop ekranında stereo kulaklıkla izle.

696

Havanın erkenden kararmasını hiç sevmiyorum. Daha saat 3’de hava karardı diye ışığı yaktım perdeyi çektim lan. Sırf bu yüzden gün hiçbir şey yapmadan geçmiş gibi hissediyorum. Gerçi zaten bir şey yaptığım yok ama yine de ikiye katladı bu be.

695

Eskiden çok hayal kuran biri olarak görmezdim kendimi ama hayallerim yıkıldıkça her ne kadar gereksiz de olsalar, gerçekleşmeyeceklerini bilsem de aslında ne kadar fazla ve güzel hayaller kurduğumu fark ediyorum.

694

Blogger’ı yeniden kapamışlar, ertesi gün bir yerde okudum da haberim oldu çünkü youtube’dan sonra dns ayarlarımı hiç değiştirmemişim eheh. Açıkçası beni çok da germiyor zira amanın ziyaretçi sayısı düşecek diye bir derdim yok ayrıca bunun böyle gitmeyeceğini anlayıp yasada düzenleme yaparlar elbet.