372

Pasif soğutucu gördüğümde üstüne fan takma dürtümü engelleyemiyorum.

371

Lan tüm kadrajlarım yamuk be! Ne lan bu! Küçücük vizör yüzünden kesin haa. Önceden böyle değildi. Paranın üstüne biraz daha koyup nikon alsaydım hiç dilse daha büyük vizörüm olurdu. Hatta ona vereceğim paraya biraz daha koyar fullframe neyim alırdım.
Oha.

370

Diziler bitti nihayet. Yapacak bir şey bulamadığımda izlerdim, şimdi böyle bir boşluktaymışımcasına garipleşmecelere girdim. Battlestar sonlara doğru baya garipleşse de güzeldi. Yıllar sonra adam gibi box setini de alırım bunun, oh mis.
Himym zaten güzel ki. Başlasa da izlesek…

369

Makineye yanlış başlık takıp sakala dalmak bambaşkaymış.

368

Bu pazar yıllardan beri ilk defa Ankara’yı gri görmedim. Ne havada tek bir bulut ne şehrin üstünde egzoz tabakası vardı.
Bugün fark ettim ki yeni kaldırımlara yine gıpgri granitleri döşüyorlar, yine…

367

Bir insanla tanışınca gün boyu, hatta ertesi günü bile onu düşünürüm. Aynı ortamda bulunduğumuz süre içinde söylediklerini, tonlamalarını, beden dilini, kimlere, neylere nasıl baktığını, söylediklerime tepkisini iyice düşünüp sentezlerim. Böylece ilerde neler yapabileceğini tahmin edebilmek için bir olasılık havuzum olur… Çokta bilinçli yaptığım bir şey değil ama rahatsız da değilim, zevkli lan. Ama 5-6 insanla tanışınca zorluyor haa…

366

Dershanedeki matematik hocalarımdan birisi konu açılınca “eskiden mizah dergilerindeki espriler daha kaliteliydi, okuduktan 2 gün sonra otururken birden anlayıp kopuyorduk” demişti. Nası olur ki lan ne anladım hemen anlamayınca diye düşünmüştüm. Bir gün durduk yerde şimdi hatırlayamadığım eski yazarlardan birinin çizimini anlayıp yol ortasında koptuğum an hocamın dedikleri aklıma geldi. Anında yararcasına güldüren veya okurken “ooo komik ki bu kesin” diye sürekli sırıtarak okunup aslında güldürmese bile surattaki önyargılı sırıtış yüzünden komik olmadığı itiraf edilemeyenlerden kat kat fazla zevk veriyor lan.
Tabi mizah kolay iş değil. Sen otur espri çıkarcam diye kas, ya da kasma o sana gelsin bu sefer anlatacak şekilde çizmeye kas falan… Onları geçtim eskilerin yaşamıyla şimdikilerin yaşamı arasında neler var ki böyle değişmiş işte.

Ne diyorum ki lan?

365

Teknolojik şeylerde “bunu alacağma ecük daha verir şunu alırım” demenin sınırı yok lan. Paran yetmese bile demeye devam ediyorsun…

364

Yaklaşık bir ay önce Zombi ile her zamanki gibi “çok” sıkılırken “lan hadi Ankara’daki blog yazarlarını birden toplayıp buluşalım” dedim. Önemli olan birden olmasıydı, “3 gün sonra şu saatte şurada” yazacaktık sadece. Tabi yapmadık, meğersem arkamdan planlamış yapalım dedi, eyi madem dedim.

17 Ağustos pazartesi 13:00’da Dost’un önünde, oköptmbye.

363

Merak ediyorum da, bozuk jelibon nasıldır acaba?

362

Yeni aldığım koltuk kafa yaptı. Nasıl bir yeni eşya kokusu yayıyorsa ne düşündüğümü anlamıyorum lan…

361

Balkondaki saksılardan birine marul tohumu düşüp büyümüş. Çok ilginç lan, “ben geldin yiyin beni” dercesine…

360

Düşündüm de kedi, saksağan, hamster ve kirpiyi aynı evde nasıl besleyeceğimi bilmiyorum. Hepsini geçtin en ütopiği saksağan.

359

İnterneti sınırsız yaptırdıktan sonra dizi izlemekten iş göremez oldum. True Blood’la başladım ki onun da bölümler 1 saatlik falan. Neyse onun sonunu yakaladım, her hafta çıktıkça izlicem. Sonra Battlestar Galactica’ya başladım ki her gün 3-4 bölüme rağmen hala bitiremedim. Bu arada How i met your mother’ın da tüm sezonlarını nihayet sırasıyla izlemeye başlayabildim. O da bitince Bsg’nin 78-80deki çekimlerini de izleyip bitircem bu dizi olayını.
Şaka maka çok zaman alıyorlar lan. Bak şimdi True Blood şimdilik 19 saat, Bsg ortalama 50 saat, Himym de 26 saat. Toplayınca nerdeyse 4 gün, yuh lan!

358

“Siz yine şanslısınız, biz eskiden yazıyla anlaşıp ifadeler için de küçük sarı kafalar kullanırdık.”

357

Otobüste camdan dışarı bakıyordum, birden fark ettim ki yanımda biri oturuyor! İlk defa yanıma hissettirmeden oturan biriyle karşılaştım.

356

Oyun oynama içgüdüsü çok ilginç bir şey. Birden bire eski anılarını kullanarak alakasız bir oyunu oynamaya yönlendiriyor. Üstelik o oyun hiçbir zaman yüzlü olmaz.

355

Küçükken çöpte kırılmamış floresan bulmak çok büyük bir olaydır. Her seferinde birisi onu sanki çok sert bir şeyi kıracakmışçasına karateci edasında konsantre olarak tek eliyle kırardı. Az bulunduğundan herkese nasip olmaz. Bana olmadı mesela eheh…

354

Üç gündür Guburuk’u WordPress’e taşımakla uğraşıyoruz, yoruldum lan. Hala da temanın bir sürü eksiği falan var. Ama güzel de oldu lan, sindi içimize.

353

Bir espriye gülmek için onu anlamak kesinlikle gerekmez.

352

İnternette bir sürü atom bombası denemesi videosu var ancak izlediklerimin hiçbirinde patlamanın sesini duyduğumu hatırlamıyorum, anca görüntü var emilim.

351

Dolmuşa binince cam kenarına oturup o camı kapatan insanlara NŞA’da sorgusuz sualsiz “budaklı meşe odunu” uygulanmalı.

350

Hee tamam şimdi 350. yazı olmuş. Bu 50. yazıları yazmak çok kolay ama nedense bekletiyorum, ondan sonra yazılacaklar da kuyruk oluşturuyor be. Bir de yazasım geliyor böyle sırada bekleyen yazı olunca. Hep geride bir tanesini tutarsam her gün bir yazı yazar mıyım ki? O değil 1 sene önce blogu ilk açtığım zamanlar içimde birikenlerin etkisiyle günde 20 yazı yazdığım oluyordu lan. Tamam sıktım ama baya abartık bi sayıydı yani. Şimdi arşivi güne ayarlayıp bakacak değilim…

Tamam lan baktım şimdi, günde değil ayda 20 imiş o. Zaten günde 20 yazı ne lan höh. Tabi 1 yıl öncesini hatırlamak zor. Ancak ağustos ayında 67 yazı yazmışım lan. Hayvan gibi yazmışım hakikaten. Gerçi çoğu tek cümlelik olanlardan ama hepsi ayrı şeyi anlatıyor olm ehehe… Böyle ikide bir 1 yıl deyip duruyorum ama hava atarmış gibi oluyor. Yapmam öyle şey. Yapacak olsaydım tam yıl dönümünü takip ederdim…


… neyse işte dedim olm ben de temayı değiştireceğime Blogger’ı bırakıp Wordpress’e neyim taşınırım ki, dört oda bi salon, ferah ferah oh. Hem duvarları da beyaza boyarım falan, he?


Edit: Lan o değil de zaten ayda 20 yazı yazıyormuşum ki. Eskisi yenisi yokmuş. Ne biliyim lan ben. Yazarım, döner götümü uyurum.

349

Şaka maka Metallica İstanbul konserinden bu yana tam 1 yıl geçmiş. Seneye de gelsinler lan!

O değil blogu açalı 1 yılı geçmiş ya lan, şimdi fark ettim bak eheh…

248

İçim dışım vampir oldu. Önceki Masquerade oyunundakilerle Vampire the dark ages oynamaya başladık, Moonlight’ı televizyondan takip ediyordum zaten, True Blood’u da yeni izlemeye başladım. Hayırlısı…